Kısaca okb olarak da ifade edilen bu psikolojik rahatsızlık bir insanın bazı şeyleri takıntı haline getirmesi,takıntılarınca zorlanması sonucu ortaya çıkan ve psikolojik yönden aşırı yorucu olan bir psikolojik tarvma halidir.Bu alandaki istatistiklere baktığımızda kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülen bir yüzdeye sahiptir.Mizaç olarak daha çok duyarlı,titiz ve detaycı insalarda görülmektedir.Bu rahatsızlık insanlarda üç aşamada yerleşmektedir.Bunlar kuluçka dönemi,yerleşme dönemi ve pekişme dönemleridir.
Kuluçka dönemi çoğunlukla var olan titizlik,hassasiyet ve detaycılığa rağmen rahatsız olunan şeylere tepki verilmemesi,hissedilen sıkıntının içeride biriktirilmeye başlanmasıyla ortaya çıkar ve yaşanır.Mizaç olarak yatkınlığa bir de yerinde ve zamanında tepki verilememesi ve ruh dünyasında rahatsızlıkların bir gün nereye varacağı hesap edilemeden biriktirilmesi obsesif kompülsüf bozuklukların insanda yaşanılan kuluçka dönemidir.Bu dönem biraz da nereye varacağının bilinmemesi nedeniyle çoğunlukla önemsenmez ve bir gün kendiliğinden geçer zannedilerek insanların kendi iç dünyalarında saklanır.Kuluçka dönemi genellikle ergenlik döneminden itibaren yaşanan,bireyin kendisinin dışındaki dünya ile daha yoğun temas içine girdiği yıllarda kendisini gösteren,çoğunlukla da dışarıya hissettirilmeyerek maskeli yaşanan bir süreçtir.
Obsesif kompulsif bozuklukların ikinci evresi yerleşme dönemidir.Bu dönem kuluçka döneminde iç dünyada biriken hassasiyet ve birikimlerin daha yoğunlaştığı ve zaman zaman da bireyin kontrolünü aşarak dışarıya taşmaya başladığı dönemdir.Çoğunlukla 18-30 yaşlar aralığında yaşanan bu süreç kuluçka süreci kadar uzun sürmez.Çünkü değişik sebeplerle iç dünyada biriktirilen verilemeyn tepkilerin veya ertelenen tepkilerin artık yoğunlaşmaya başlaması söz konusudur.Sinir sisteminde de yorulmalar başladığından rahatsızlığı yaşayanlar zorlansalar da tepkilerin istemsiz olarak dışa taşmaya başlaması bu dönemdedir.Yaş itibarıyla bekarlığın bittiği evliliğin başladığı ve paylaşım içinde bir hayata geçildiği evre olması sebebiyle kuluçka döneminde başlayan birikim bu dönemde daha hızla katlanarak yönetilmesi zor bir hale gelir.Öyle ki rahatsız olunan şeylere karşı bir aşırı duyarlılaşma,hep bu şeylerle karşılaşma korkusu ve kaygısı iç dünyada bir panik havasının kuvvetlice esmesine sebep olur.Zaten var olan titizlik ve duyarlılık daha geniş ve kontrolsüz şekilde ortaya çıkmaya başlar.
Üçüncü aşama olan pekişme aşaması obsesif kompulsif bozuklukların artık yerleştiği,iç dünyada saklanamadığı ve hassasiyetlerin takıntı düzeyine gelerek yaşayan insanı zorladığı bir noktadır.Genelde bu aşama 22-32 yaşlar arasına tekabül eden yıllarda yaşanır.Obsesif kompulsif bozuklukların pekişme aşamsına gelmesinden sonra rahatsızlık artık kroniklik yani süreklilik kazanmıştır.Yaşayanda duyarlılığın hat safhaya varmasına,tepkilerin kontrolünün adamakıllı kaybedilmesine ve hastanın kendisiyle,diğer insanlarla ve yaşamla ilişkisine yansımasının belirginleşmesine başlamıştır.Yaşam konforunu çok fazla düşüren,psikolojik yorgunluğu çok fazla arttıran ve zamanla buna ek olarak "tükenmişlik sendromu"nun da yaşanmasına yol açan bir potansiyele sahiptir.Hassasiyetlerin zirve yapması,etkilenimlerin takıntı haline gelmesi,tepkilerin sağlıksızlaşması gibi bireyi aşırı zorlayan bir noktaya artık gelinmiştir.
Aslında obsesif kompulsif bozukluklarda mizaci yatkınlık ve yetiştirilme tarzı bu rahatsızlığın iki önemli kaynağıdır.Bir de başlangıç safhasında önemsenmemesi ve rahatsızlığın aşırı ilerlediği zamana kadar tedavisi ile ilgili adım atılmaması sık rastladığımız durumlardır.Ayrıca obsesif kompulsif bozukluklar psikiyatrik destekle ve ilaçla tek başına çözülemeyen yanısıra psikolojik destek ve psikoterapi almayı gerektiren dirençli rahatsızlıklardandır.İlaç tedavisi ile bir miktar psikolojik yoğunluk düşürülebilir ama bu rahatsızlığın tedavi edildiği anlamına gelmez.Çünkü ilaç kullanımı kesildiğinde aynı rahatsızlığın tekrar ortaya aynı şiddetiyle çıktığı şimdiye kadarki tecrübelerimizde yaşanarak görülmüştür.Bu nedenle obsesif kompulsif bozukluklarda sırtını ilaca dayayarak tedavi çoğunlukla zaman kaybetmeye neden olmaktadır.
Rahatsızlığın ideal tedavisi psikiyatrist ile psikolog işbirliğiyle yürütülenidir.Çünkü hat safhaya gelmiş bir obsesfif kompulsif bozuklukta elbette ilaç desteğine ihtiyaç duyulacak noktalat da vardır.Ancak ilaç tedavisinin buradaki işlevi rahatsızlığın daha fazla ilerlemesini durdurmak ve hastada bir psikolojik rahatlama ve yumuşama sağlayarak onun psikoterapiye daha yatkın hale gelmesini sağlamaktır.Bu noktadan sonra iş psikoloğa düşmektedir.Orta vadeli,düzenli ve devamlı yürütülmesi gereken bir psikolojik destek sürecine ihtiyaç vardır.Tüm psikolojik rahatsızlıklar neden-sonuç ilişkisiyle ortaya çıkarlar.Bu süreçte obsesif kompulsif bozukluğa yol açan etkenlerin tespit edilmesi ve bunların ortadan kaldırılmasını sağlayacak bir psikoloik destekle hastanın bu sorunu aşması hedeflenecektir.Rahatsızlık dirençli bir rahatsızlık olduğundan acele edilememli,aceleye getirilmemeli ve terapi sürecinin sindire sindire yaşanması önemsenmelidir.Çünkü rahatsızlığa yol açan mizacı koşullanmaların ve rahatsızlığı pekiştiren yaşanmışlıkların çözüme kavuşturularak algının normalleşmesi bu tedavi sürecinin en önde gelen hedefidir.Rahatsızlığın dirençliliği nedeniyle bu algıların normalleşmesinin sağlanması için hastanın da psikoloğun da bir zamana ihtiyacı olacağı aşikardır.
Obsesif kompulsif bozukluk yaşayan insanlara tavsiyemiz hiç zaman kaybetmeden tedaviye başlamamalarıdır.Çünkü bu rahatsızlığın yardım alınmadan çözülmesi mümkün değildir.Ertelendikçe rahatsızlıkta daha fazla yoğunlaşma olacağı ve tedavisinini de bu nedenle daha uzun süreceği açıktır.Obsesif kompulsif bozuklukların tedavisi klinik deneyim gerektiren,devamlılık isteyen ve sabır gerektiren bir tedavidir.Deneyimli bir psikoloğun seçilmesi,devamlılık konusunda özenli olunması ve yarıda bırakılmaması önemlidir.Tedavinin ilaç desteği gerektiren yönü haricindeki seyri psikolojik destekle gerçekleşmektedir.Sebepler zincirinde mizaci yatkınlık ve yetişme tarzı gibi uzsun süredir yaşanan koşullanmalar olduğundan bu tedavide aceleciliğe yer yoktur.Doğru bir tedavi alınırsa bu tür rahatsızlıklar büyük oranda çözülebilen rahatsızlıklardır.Ancak ertelenmemeli,gecikilmemeli ve çabuk adım atılamıldır.
Tedavi neden-sonuç tespiti analizi,koşulanmaların yumuşatılması ve algının sağlıklılaştırılması gibi basite indirgeyerek sıralayabileceğimiz aşamalardan oluşur.hasta ve hasta yakınları ile yardım alınan psikolog arasında güven ilişkisine dayalı güçlü bir işbirliği tedavinin olumlu gelimesinde oldukça önemlidir.Yerinde ve zamanında doğru adımlar atıldığında beyin ve sinir sisteminde fiziksel bir arızaya dayalı olmayan,mizaç,duyarlılık ve birikim sonucu ortaya çıkan bu tür rahatsızlıklar büyük ölçüde tedavi edilebilmektedir.Gecikmeyin ve adım atın lütfen.
Bir de unutmayalım ki bu tür baskı gücü yüksek psikolojik rahatsızlıklar zamanla başka psikolojik rahatsızlıklara da tetikleyici olabilmekte ve hastayı çok uçlu bir psikolojik bozukluğa sürükleyebilmektedir.