Boşanarak evliliğini bitirenlere "parçalanmış aileler" diyoruz.Ülkemizde bu şekilde parçalanmış ailelerin sayısı her gün maalesef artmaktadır.Son yıllarda Türkiye'de evliliklerin %25'i boşanmayla sonuçlanmaya başlamıştır.Boşanma yoluyla parçalanan ailelerin bir kısmı çocuklu ailelerdir.Bu ailelerin çocukları en büyük bedeli ödemekte,aile parçalanması yanısıra duygusal bir parçalanma da yaşamakta ve önemli psikolojik tıkanmalara maalesef maruz kalmaktadır.

Ülkemizde kültür seviyesi ne olursa olsun insanlar genelde çekişmeli boşanma yaşamakta,yaşanılan boşanma süreci olağan üstü gerilimli ve sorunlu geçmekte ve çocuklar ebeveynlerinin kontrolsüzlüğünün yansıttığı çatışmalar sonucu oldukça sıkıntılı bir hale düşmektedir.Burada aslında dikkat çekmek istediğimiz en önemli nokta şudur;çocuklar anne-babalarının sorunlarının ne sebebidir ne de çözümleyicisi olabilirler.Bu nedenle karı-koca arasındaki sorunların kontrolsüz bir şekilde çocuklara da yansıtılması aslında hiç bir amaca hizmet etmemekte,sadece çocukların daha fazla yıpranmasına yol açmaktadır.Çoğunlukla çocukluk veya ergenlik dönemini yaşayan parçalanmış aile çocukları duygusal gelişim,kişilik gelişimi,sosyal gelişim,davranış gelişmiş ve eğitim performansı açısından önemli risklerle karşı karşıyadır.Çünkü her çocuk anne ve babasıyla mutlu bir aile ortamında yaşamak ister.Aile mutlu olmasa da mutsuzluğun çatışmaya dönüşmüş halinin çocuklara da yansıması,onların gözleri önünde yaşanması aslında o yaştaki bir psikoloji için oldukça yorucu ve çözümsüzdür.Düşünün hem sorun çocuğun sorunu değil,hem de çocuk o sorunla küçük yaşlarda baş etmek zorunda kalıyor.Bunun onda bir takım psikolojik zorlanmalar yaratması kaçınılmazdır.

Parçalanmış aile çocukları okullarda da hem ders performansları,hem de davranış performansları açısından sıkça sorun gözlenen gruptadır.Çünkü onlar diğer arkadaşları gibi anne ve babalarıyla aynı aile ortamında yaşayamamakta,anne ve baba sevgisini bir arada alamamakta ve duygusal olarak diğer arkadaşları kadar dengeli gelişememektedir.Buna bir de çocuğun velayetini alan ebeveynin çocuğun mağduriyetini azaltma adına daha verici ve toleranslı yaklaşması aynı zamanda bir istismar atmosferinin de doğmasına yol açmaktadır.hatta bazen normal üstü bir vericilikle iş şımartmaya kadar vardırılabilmektedir. Burada önemli olan duygularla değil doğrularla sürecin yönetilmesidir.Ama özünde duygusal bir toplum olduğumuzdan birçok konuda olduğu gibi bu konuda da duyguların doğruların önüne çok hızlı geçtiğini sıkça gözlemekteyiz.Aslında boşanan anne ve baba medenice boşanırsa ve çocukla ilişkiler sağlıklı yürütülürse parçalanmış aile çocukları öncelikli risk grubunda değildir.Öncelikli risk grubu aşırı çatışmalı aile ortamında büyüyen çocuklardır.Ülkemizde sorunu katmerli hale getiren sürecin doğru yönetilememesi,duyguların fazla öne çıkması ve soğukkanlılığın çabuk kaybedilmesi sonucu yapılan hatalar silsilesidir.

Çocukluk döneminde parçalanmış aile çocukları çoğunlukla duygusal yoksunluk,istismarcı kişilik,dikkat ve motivasyon sorunları,eğitim başarısızlığı ve davranış bozukluğu gibi sorunlar yaşarlar.Bunlar ergenlikle birlikte başka sorunlara dönüşür ve özellikle arkadaş seçimi ve karşı cinsle ilişkiler noktasında önemli sorunlar yaşanmasına yol açarlar.Yanlıştan doğru türemez.Nitekim boşanma süreci ve boşanma sonrası yapılan hatalar çocukta anne ve babasına karşı kırgınlık,kızgınlık,öfke ve öç alma duygularının oluşmasına yol açabiliyor.bu önlem alınmaz ve çözülmez ise bir ömre yayılan bir sorunlar ve ilişkilerde kopukluk riskini doğurabiliyor.Zaten takdir edersiniz ki çocukluk ve ergenlik yılları bireylerin hayata hazırlandığı,gelişiminin devam ettiği,kendini gerçekleştirme yolunda ilerlediği önemli ve belirleyici yıllardır.Bu yıllarda böylesi derinlikli ailevi ve duygusal sorunlar yaşayan bir insanın ruh aleminde herhangi bir travmanın olmaması beklenemez.Üstelik görmezden gelinip oluruna bırakıldığında bu sorunların katlanarak artacağı ve ciddi psikolojik sorunlar ve çatışmalar yaşatacağı aşikardır.
Evlilikler yürümeyebilir.Boşanmayla da sonuçlanabilir.Ama biz hatırlatmak isteriz ki boşanmış ve çocuklu insanlar boşansalar da birbirlerinin en yakın akrabasıdır.Çünkü dünyada boşanmış çiftler gibi ortak nesli olan ve aynı çocuk üzerinden nesli devam eden başka bir akrabalık yoktur.İnsanlar boşansalar da bu gerçeğin farkında olarak yol almasını aslında bilmelidir.Kaldı ki önemli sorun kaynaklarından birisi de aile parçalanmaların da annelerin veya babaların haklı çıkma tutkusuyla çocuğu diğer ebeveyne karşı kışkırtması,suçlamasıdır.En yüksek eğitim seviyesinde olan insalarda bile maalesef bu hatayı gözlemliyoruz.Demek ki duygularımızı yönetmeyle ilgili toplum olarak genel bir sorunumuz var.Peki annenin babayı,babanın anneyi suçlamalarına yıllarca tanıklık etmek zorunda kalmış bir çocuğun duygusal durumu nasıl olur,anne ve babasına karşı hisleri no noktadadır..?Bunu büyük çoğunluk gözden kaçırmaktadır.Aslında boşanma gerçekleştikten sonra eski defterlerin sürekli açılmasının başta çocuk olmak üzere o parçalanmış aile mensuplarının hiç birisine faydası yoktur.Çünkü aile artık dağılmıştır ve kurtarılacak çocuktan başka bir şey kalmamıştır.Önceliğin çocuğa verilmesi ve boşanma öncesi yaşananların hesaplaşmasının boşanma sonrasında kapanması gerekir.Çocuk anneye gittiğinde babasının suçlandığı,babasına gittiğinde annesinin suçlandığı ifadelerle karşılaşmamalı,yolgınlığa uğratılmamalıdır.

Tamamen duygusal sebeplerle ve çocuğu öncelemeyi becerememek yüzünden aile parçalanmaları çocuklar üzerinde maalesef olması gerekenin çok üzerinde bir travma yaratmaktadır.Bunda en fazla pay sahibi de maalesef kendini bir türlü tutamayan ve hep bir şeyleri ispatlama peşinde koşan yanlış anne baba tutumlarıdır.Parçalanmış aile çocukları psikolojik sorunların değişik türlerinin sıklıkla görüldüğü bir gruptur.Aslında bu tarz sorunlarla yoğrularak yetişen çocukların patlama noktasına gelmesi de beklenmeden psikolojik yardım almaları zorunludur.Çünkü hem ebeveynlerin yanlışlarını önlemek hem de çocuğun sağlıklı gelişimini desteklemek bu dönemde oldukça değerlidir.Tüm sağlık sorunlarında olduğu gibi psikoloıjik sorunlarda da zamanında müdahelenin bir çok artıları vardır.

Bu nedenlerle aile parçalanmaların da en büyük iş anne ve babalara düşmektedir.Onlar eşlerin boşansalar da çocukların boşanamayacağını bilmeli ve süreci sağlıklı yönetmenin yollarını aramalıdır.kendini aşıp böylesi süreçleri aklın ve bilimin ışığında yönetmek isteyenlerin ise yapacağı en doğru şey bir psikologdan yardım almaktır.
Aile parçalanması yaşayan çocuklarda çocuk depresyonları,ergen depresyonları,dikkat bozuklukları,motivasyon sorunları,davranış bozuklukları,gelişim bozuklukları,özgüven eksiklikleri,sevgi yoksunlukları,sosyalleşme sorunları,okul başarısızlıkları sıklıkla rastladığımız sorunlardır.Bu sorunların hiç biri yapısal sorun niteliğinde değil,yaşanmışlıkların beraberinde getirdiği sorunlar olarak yaşanmaktadır.Önlem alınmazsa gelişme ve hayata hazırlanma çağında kısa,orta ve uzun vadeli olarak nelere yol açabileceği aşikardır.Parçalanmış aile çocukları önemli bir risk grubudur ve yalnız bırakılmamalıdır.