Evliliği;evlilik olgunluğuna erişmiş bir kadınla bir erkeğin hür iradeleriyle,karşılıklılık ve gönüllük esasıyla kurdukları çok yönlü bir yaşam ortaklığı olarak tanımlarız.Her kültürde evliliğin kendine özgü bir işleyişi ve evliliğin kurulma amaçları vardır.Bizim kültürümüzde evlilik meşru cinsel tatmin,meşru üreme ve kadın-erkek arasında tamamlayıcı işbirliği kurmak amacıyla yapılır.Kültürümüzde cinsel serbestlik olmadığından cinsel ihtiyacın toplum ve değerlerimiz açısından meşru tatmin vasıtası evlilik olarak görülmüştür.Yine evliliğin ikinci önemli amacı olan meşru üreme de cinsel yolla olan,evli çiftlerin birlikteliği ile gerçekleştiğinde toplumca normal karşılanan dürtüdür.Nitekim bizim kültürümüz evlilik dışı üremenin kabul görmeyeceği bir hassasiyete sahiptir.Evliliğin amaçları üç amacı arasındaki meşru cinsel tatmin de,meşru üreme de odağında cinselliğin olduğu bir aktivitedir. Dolayısıyla evliliklerin üçte ikisi cinselliğe dayanmaktadır ve cinsellik evliliğin en önemli lokomatifidir.

Ülkemizde bu konuda büyük tabuların,bilgisizliklerin ve sorunların olduğu aşikardır.Çünkü cinsel konular günah,ayıp ve haram kavramlarıyla daha çok bir arada anılan ve konuşulmasından dahi çekinilen, konuşulduğunda da yanlış algılanan bir konudur.Aslında kadın ve erkek her cinsiyetin doğasında cinsellik bir ihtiyaç olarak vardır ve buna saygı gösterilmelidir.Cinsel konular yozlaştırılırsa elbet toplumda bir ahlak sorununun ortaya çıkmasına yol açabilir.Ancak gereken bilgilendirmedir.çünkü ergenlik çağından sonra insanlar fiziksel ve ruhsal olarak cinsel hayata ihtiyaç duymaya başlarlar.Ahlaki taasuplarla gençleri bu konuda cahil bırakmak mı yoksa cinsel yaşamla ilgili doğru yönelimler kazanabilecekleri şakilde eğitmek mi daha doğrudur bunun üzerinde düşünülmesi lazım gelmektedir.Aslında psikologlar olarak bizim önerimiz ergenlik çağına gelen gençlerimize okullarında "ergenlik eğitimi"nin,evlilik çağına gelip resmi nikah için belediyelere başvuranlara ise belediyeler marifetiyle "evlilik eğitimi"nin verilmesinden yanadır.Çünkü cinsellik ve cinselliğin evlilikteki rolü hakkında bilgilendirilmemiş insanların bilgi yetersizliği nedeniyle evliliklerini ve cinselliklerini ne kadar yanlış yönlendirebildiklerine biz psikologlar mesleki pratiğimizde sıkça rastlamaktayız.Bir kere genelde haram,günah kavramıyla bir araya getirilen cinselliğin evlilik söz konusu olduğunda meşru bir yaşamsal gereksinimin karşılanmasına ve her iki cinsiyetin de mutluluğuyla doğrudan ilişkili olduğuna toplumsal bilincin artık ulaşması lazım.Ama toplum olarak bu konuda halen çok geride olduğumuz ve zihnimizin kalın duvarlarla çevrili olduğunu kabul etmeliyiz.
Evlilikler daha kurulurken eş adayı kadının ve erkeğin aslında karşı cinsin özellik ve beklentilerini biliyor olması gerekir.Çünkü evlilik yaşamı kesin olarak tarafları olan bir paylaşım ilişkisini kapsamaktadır.Bu paylaşımın doğru yapılabilmesi de yeterli bilince sahip olunmasına bağlıdır.Bu anlamda bilinçlenmeye yönelik ihmal edilen eğitim faaliyetleri bilinçsiz nesillerin yetişmesine ve sonuçta ülkemizde dört evlilikten birinin boşanmayla bitmesine,diğerlerinin de büyük ölçüde mutsuz yaşanmasına yol açmaktadır.

Yaşamla insan arasındaki memnuniyet ilişkisinin kurulmasında cinsel doyumun inkar edilemez bir önemi vardır.Çünkü cinsel ilişki sırasında salgılanan mutluluk hormonları insanlardaki hoşnutluğu arttıran ve pekiştiren bir güce sahiptir.Ancak yaşanan cinsel ilişkinin bu hoşnutluğu sağlayabilmesi için erkek için de kadın içinde doyumla neticelenmesi şarttır.Bunun için de cinsel ilşkinin doğru yaşanması fevkalade önemlidir.Cinsel ilişkinin kalitesi için ise ilişkinin dürtüsel ve el yordamıyla değil,bilinçli olarak yaşanması önem taşımaktadır.

Ülkemizde erkeklerde erken boşalma,cinsel isteksizlik,cinsel bencillik,boşalma aceleciliği,sertleşme sorunları gibi cinsel problemler öne çıkmaktadır.Kadınlarda ise cinsel korkular,utanma,ilişki talebini dışa vuramama,tutukluk gibi sorunların öne çıktığına tanık olmaktayız.Bunlarda bilgisizliğin ve cinsel ön yargıların önemli bir etken olduğunu da belirtmeliyim.Öncelikle bilinmeli ki fiziksel ve hormonel temele dayalı olmayan cinsel problemlerin sebebi ya bilgisizlik ya da psikolojik faktörlerdir.Böylesi cinsel sorunların ise profesyonel destek alındığında çözümü yüzde yüzdür.

Cinsel problemlerde uzmanlar olarak karşılaştığımız en yaygın sorun sorunun kabul edilmesi ve ihtiyaç olan profesyonel desteğin zamanında alınmasıyla ilgilidir.Burada da utanma ve sorunu kabullenmeme çok yaygın bir toplumsal sorunumuzdur.Oysa gecikme cinsel yaşamdaki sorunların birikmesine,evlilik ilişkisinin yorulmasına ve çiftin çatışmaya girmesine yol açmaktadır.Nitekim bir çok insanda uzun soluklu evlilik içi çatışmalar sonrasında tedaviye yönelindiğini yaşadığımız pratiklerden görmekteyiz.Doğru olan problemden utanmak yerine bir an önce doğru adreste çözmeye yönelerek ilişkinin yıpranmasını önlemek olmalıdır.

Evliliklerde çiftlerin her konuda çok iyi anlaşsalar da cinsel uyumları yoksa bir gün evliliklerinin tıkanmasıyla karşılaşacakları gerçeği vardır.Hatta tersi olarak diğer konularda az çok uyumsuzlukları olsa bile cinsel uyumu güçlü çiftlerin uyumsuz oldukları konuları daha kolay tolere edebildikleri görülmektedir. Tüm bunlar evlilikte mutluluğun en önemli dayanağının cinsel uyum olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Cinsel uyumun anahtarı cinsel bilinçtir.Kadın da erkek de bu bilinçle donanmış olarak evlenmelidir ve cinsel yaşamlarını bu bilinçle yönetmelidir.Cinsel bilincin iki önemli ayağı vardır: Birincisi kendisini,cinsel kimliğini ve beklentilerini doğru tanımaktır.İkincisi ise karşı cinsin özelliklerini,beklentilerini iyi bilmektir.Ayrıca genel bir prensip olarak da bilmenin ayıpla,günahla bir ilişkisinin olmadığını aksine asıl ayıbın bir şeyi bilinçsiz yaşamak olduğunu kabul etmektir.Yanlış yargılardan,ön yargılardan toplumuzda cinsel yaşam kurtarılmadır.kaldı ki abartılı ve üstünü örtmeye dayalı ahlak anlayışının topluma mutluluk da ahlak da getirmediğini ve insanların en çok da aç kalan yönlerinden vurulduğunu görüyoruz.Dolayısıyla öğreneceğiz,gençlerimize doğrusunu öğreteceğiz ve sağlıklı yaşanması için bilimden ışık alarak yol alacağız ki bir cinsel sağlıklılık oluşturabilelim.

Karşılaştığımız vakalarda genelde bilinç eksikliğinin egemen olduğu bir cinsel sorunlar veya uyumsuzluk silsilesiyle karşılaşıyoruz.Aslında cinsel terapiler,cinsel uyum terapileri yarım bırakılmaz ise netice alınması oldukça yüksek bir terapi uygulamasıdır.Öncelikle ayıp olarak addetmek,sorununu paylaşmaktan utanmak ve yardım alırsa küçük düşeceğini düşünmek gibi tuzak duygulardan sıyrılmak gerekir.Çünkü cinsel yaşam gibi mutluluk ve sağlıklılık açısından ertelenemez ve başka şeyle telafi edilemez bir sorunla iç içe yaşamak,çözümü için utandığından adım atmamak çok daha büyük bir ayıptır.Kaldı ki evlilik tek kişilik bir yaşam değildir.Her eşin kendisi yanında cinsel yönden doyurmakla yükümlü olduğu bir eşi de vardır ve onun doyumunu da düşünmek zorunluluğundadır.Bu nedenle cinsel sorunlarla ne kadar hızlı yüzleşilirse ve çözümü için ne kadar çabuk adım atılırsa o kadar doğru bir şey yapılmış olur.Evliliklerdeki aldatmaların da önemli ölçüde cinsel,duygusal uyumsuzluklardan kaynaklandığını düşünelim bu konuda direnmek yerine bir an önce yardım alarak sorunu çözmeyi tercih edelim lütfen.