Evlilik; evlilik olgunluğuna ulaşmış bir kadın ve erkeğin karşılıklılık ve gönüllülük esasıyla kurdukları ve yine karşılıklılık ve gönüllülük esasıyla yürüttükleri çok yönlü bir yaşam ortaklığıdır. Kültürümüzde evlilik şu üç önemli amacı gerçekleştirmek için yapılır: Meşru cinsel tatmin, meşru üreme ve kadın-erkek arasında tamamlayıcı iş birliği. Evliliğimizin kültürümüze göre üç amacının ikisi cinselliğe dayanmaktadır. Meşru cinsel tatmin ve meşru üreme. Bu nedenle sağlıklı bir evliliğin lokomotifi kuşkusuz eşler arasındaki cinsel uyum ve karşılıklı cinsel tatmindir.
Evlenen gençler unutmasınlar ki evlili paylaşım odaklı bir yaşamdır. Ben merkezli bakışın önemli ölçüde terk edilmesini gerektirir. Zaten cinsellik de evlilikte paylaşılan bir yaşamsal aktivite ötelenemez ve ertelenemz bir ihtiyaç, sağlıklı birlikteliğin bir gerekliliği ve aynı zamanda eşlerin birbirlerine karşı yükümlülüğüdür. Bu günkü tıbbi imkanlar içerisinde neredeyse tedavi edilemeyen bir cinsel sorun yoktur. Sadece toplumumuzda cinsel sorunların çözümüne yönelik bir utangaçlık ve geç herekete geçme problemi vardır. Ancak tedavi edilebilir bir problemi sırf utanma duygusuyla çözmekten geri durmak da gecikmelere ve evliliklerin verimsizleşmesine yol açmaktadır. Bu nedenle utanma odaklı değil, çözüm odaklı yaklaşılması ve sorunların içinden çıkılmaz bir hale gelmeden çözülmesi izlenmesi gereken en doğru yoldur.
Cinsel yaşamla ilgili evlilliklerde karşılaştığımız sorunlar çoğunlukla cinsel korkular, cinsel isteksizlik, cinsel utangaçlıklar, cinsel bencillik, cinsel bilgisizlik, erken boşalma, sertleşme bozuklukları, orgazm sorunları olarak sıralanabilir. Cinsel korkular çoğunlukla yanlış cinsel bilgilerin yol açtığı ve daha çok cinsel ilişkiden kaçınma şeklinde ortaya çıkan bir sorun türüdür. Böylesi sorunlarda zaman kaybedilmemeli ve derhal uzman yardımına baş vurulmalıdır. Çünkü utanma veya başka vesilelerle tedaviye baş vurulmadığında çoğunlukla bu sorunların kendiliğinden çözülmediğini ve uzun seneler devam edebildiğini baş vuran hastalarımızdan biliyoruz. Üstelik bu sorunun tedavisi de mümkündür. Cinsel isteksizlik üç boyutu olan bir sorundur. ya hormon eksikliği, ya pornografi ve kendi kendini tatmin etme alışkanlığı, ya da cinsel motivasyon problemi nedeniyle cinsel isteksizlikler ortaya çıkmaktadır. Bu sorunlardan hormon eksikliğine dayalı olanları hormonel tedavi ile diğerleri psikolojik destek ile çözülebilmektedir. Cinsel utangaçlıklar daha çok kapalı yetişme tarzının oluşturduğu bir psikolojik problemdir. Gençler yetiştirilir iken cinsellikle ilgili konularda ayıp kavramı çok kullanılmakta ve evlilikle birlikte ayıp kavramının ortadan kalkacağı onlara aşılanmamaktadır. Bu nedenle cinsel konularda hep utanma duygusuyla yetişmiş bir insan evlilikle birlikte bu utangaçlık dürtüsünden çıkamamakta ve cinsel yaşama yeterince motive olamamaktadır. Tamamen psikolojik olan bu problem için psikolojik destek alınmalı ve uzun süre evliliği sarsmasına izin verilmemelidir. Cinsel bencillik daha çok erkeklerde görülen ve bekarlıkta alışılan matürbasyon alışkanlığının evliliğe de yansıması sonucu ortaya çıkan ve eşin tatminini geri plana iten bir sorun türüdür. Oysa evlilikle birlikte cinsellik kadın ve erkeğin ortak yaşamı olmalı ve her iki cinsiyete de cinsel doyumu yaşatmalıdır. Son yıllarda internet ortamında izlenen pornografik filmler ve kendi kendini doyurma alışkanlığının evliliklere de cinsel bencillik olarak yansıdığına tanık olmaktayız. Bu sorun da özünde alışma yoluyla edinilmiş bir cinsel yönelim bozukluğudur ve psikolojik destekle çözülebilmektedir. Cinsel bilgisizlik aile ve okulda gençlerimize ergenlikleriyle birlikte bir cinsel bilgilendirme eğitiminin verilmemesi ve cinsel konuların hep ayıplanarak hasır altı edilmesi sonucu ortaya çıkan yaygın bir toplumsal sorundur. Bu sorunu aşmak için önemli bir sorun yaşanmadıysa önce cinsel bilgileri öğrenme yoluna gidilmeli, yetmiyorsa bir uzmana baş vurulmalıdır. Erken boşalma daha çok erkeklerde görülen ve değişik psikolojik sebeplere dayalı olabilen bir cinsel sorundur. kendi kendine çözülememektedir ama psikolojik yardım alındığında orta vadeli bir cinsel terapi ile yüzde yüz çözüme kavuşturulabilmektedir. Sertleşme bozuklukları da ağırlıklı olarak erkelerde görülen bir cinsel sorun olup birden çok sebebe dayalı olarak ortaya çıkmaktadır. Ama sebebi ne olursa olsun günümüz şartlarında destek alındığında bu sorunun da çözümü vardır. Orgazm sorunları ise daha çok kadınlarda görülen bir cinsel problem olup neden-sonuç ilişkisi kurularak tedavi edilebilmektedir. Kısacası cinsel sorunlar olabilir ama çiftlerimiz bilmelidir ki gerçekten çözmeyi isterseler bu sorunların büyük çoğunluğunun yüzde yüz tedavisi vardır.

Evlenen çiftler bilmelidir ki kültürümüz cinsel tatmini evliliğin içine yerleştiren bir kültürdür. Bu nedenle evliliklerin kadınların da erkeklerin de cinsel doyumlarını sağlayacak bir uyum içerisinde yaşanması olmazsa olmazdır. Erkeğin ilgisizliği kadınları, kadının ilgisizliği erkekleri bazen başka arayışlara itebilmektedir. Bu üzücü durumların yaşanmaması için eşlerin birbirlerini cinsel olarak da karşılıklı gözetmeleri, doyumlarını önemsemeleri evliliklerin sadakati ve sağlıklılığı açısından kaçınılmazdır. Evlilik her konuda olduğu gibi cinsellikte de bencilliği kaldırabilen bir yaşam biçimi değildir. Özünde paylaşma ve bu paylaşımdan doğan memnuniyet yattığından bireysel mutlulukla evlilik mutluluğu birbirlerine karıştırılmamalıdır. Evlilik mutluluğu cinsellik dahil her paylaşım alanında çiftlerin birbirleriyle paylaşımlarından duydukları memnuniyetle sağlanır.Sadece sosyal bir örf olsun veya çocuk sahibi olayım diye evlenilmez. Evlilikle birlikte kadınların ve erkeklerin bireyselliğinin ikinci plana gerilemesi ve paylaşımın ön plana çıkarılması gerekir. Bu anlamda en çok özen gösterilecek ve gözetilecek alan cinselliktir. Çünkü her konuda iyi anlaşsalar da cinsel paylaşımlarında sorun olan çiftlerin er geç evliliklerinin bir tıkanmayla karşılaştığını görüyoruz. Ama bir çok konuda çatışsalar da aralarındaki cinsel uyum güçlü olan çiftlerin kolay kolay evliliklerinde bir tıkanmaya uğramadıkları, uyumlu cinselliğin sağladığı sıcaklıkla zaman içerisinde diğer çatışma alanlarını yumuşatabildiklerini görüyoruz. Demek ki insan fıtratına göre evlilik bir ihtiyaç, evlilik fıtratına göre de karşılıklı cinsel doyum bir evliliğin sağlıklı gelişmesi açısından bir ihtiyaç.

Bu nedenle evli çiftlerin kadınıyla erkeğiyle cinsel bencilliğe hakları oılmadığını, evliliğin aynı zamanda cinsel doyumu karı-koca arasında sağlamak için kurulduğunu, evlilikte sağlanan cinsel uyumun o evliliğin en önemli güvencesi olduğunu bilmeleri gerekir. Bu konuda sorun varsa bilinmeli ki çözümü için adım attıklarında bu sorunların çözümleri de var. Ama unutulmasın ki eşlerin birbirlerini cinsel yönden ihmali ya doyumsuzluk nedeniyle aldatma gibi üzücü olaylara ya evliliğin tıkanması ve boşanmalara sebep olmaktadır. Bu nedenle biz uzmanlar cinsel uyumu evliliğin lokomotifi olarak görür ve her çifte bu konuda özenli davranmalarını, sorunları varsa çözümüne bakmalarını ama ilişkilerini ihmal etmemelerini tavsiye ederiz.