Panik Atak

bireysel_terapi/bireysel_terapi_1.jpg

Panik atak ismiyle anılan panik bozukluk; genellikle genç yaşlarda başlayan, sosyal, ailevi ve iş yaşantısını olumsuz yönde etkileyen bir rahatsızlıktır. Kişinin yaşadığı endişe ve kaygılardan dolayı bedenin ani olarak verdiği tepkidir. Vücudun verdiği ani tepkiden dolayı şiddetli ölüm yada delirme korkusu, her an kötü bir şey olacakmış endişesi, yoğun rahatsızlık yaratır.

Panik atağın biyolojik bir nedeni yoktur ve bir çok psikolojik sıkıntılar gibi temelinde dinamik bir nedensellik, travmalar, bastırılmış öfke, endişe, anlaşılmama hisleri, nefret, çaresizlik gibi kişiyi rahatsız eden, ağırlığını taşıyamayacağı bilinç dışına atılmış bir çok duyguların bedensel ifadesidir aslında. Panik nöbetleri olmadığında kişi gayet normal görünür. Ancak nöbet esnasında ileri derecede endişeli ve telaşlıdır.

DSM-IV’te panik bozukluğu agorafobili ve agorafobisiz olarak iki kümeye ayırır.

  1. Agorafobili(Açık alan korkusu): Agorafobi; beklenmedik şekilde ve beklenmedik zamanda ortaya çıkacak bir panik atağın ya da panik benzeri semptomların ortadan kalkması için yardım almanın ve kaçmanın zor olacağı yerlerde bulunmaktan yoğun bir kaygı duyma şeklinde oluşan fobidir. Tek başına ev dışına çıkamama, açık ve kalabalık alanda olamama, duraklarda sıra bekleyememe, köprü üzerinde ya da trafikte olamama gibi örneklendirilebilir. Kalabalık caddeler, kalabalık mağazalar, tüneller, köprüler, asansörler, metrolar, uçaklar… Hasta için son derece kaçınılması gereken uyaranlardır. Evden tek başlarına çıkamazlar. Mutlaka güvenilir yakın birinin eşlik etmesi için ısrarda bulunurlar.
  2. Agorafobisiz: Yineleyen, beklenmedik panik atakların en az birini 1 ay süreyle başka atakların olacağına dair yoğun bir anksiyete (kaygı), kontrolü kaybetmeye yönelik yoğun üzüntü, alışılmış davranışlarda değişiklik izler. Açık alan korkusunun görülmediği tiptir.

Panik Atağın belirtileri:

  • Konuşmada zorluk, seste titreme,
  • Zihinsel karışıklık,
  • Çarpıntı, yüz kızarması yada solması,
  • Terleme, üşüme,
  • Tüylerin diken diken olması,
  • Göğüste sıkışma, soluğunu alamıyormuş boğuluyormuş gibi bir duygu, nefesin sıklaşması,
  • Baş dönmesi, bulantı,
  • Ellerde ayaklarda uyuşma,
  • Sık idrara çıkma,
  • Kan basıncının yükselmesi,
  • Sıcak-soğuk basmaları,
  • Baygınlık duygusu…

Bu nöbetler genelde 10-15 dk. sürebilir. Şiddeti değişiklik gösterebilir. Nöbet geçiren kişi ölüm korkusu ve çıldırma düşüncesinden dolayı çevresinden yardım bekler. Hemen doktora gitmek ister. En çokta atak sırasında kalp krizinden korkulur. Panik nöbetleri tekrarladıkça hasta nöbet geçirme korkusu yaşamaya başlar. Kendisini güvende hissedebileceği yerlerde ve kişilerin yanında bulunmak ister. Atağın olma ihtimali olan yerlerden uzak durur, yalnız kalmaktan korkar, bazıları kendini tamamen tehlikeli gördüğü dış dünyadan, kalabalıklardan soyutlar.

Tedavi;

Davranışlardaki ve düşüncelerdeki bozulmanın nedeni ortaya konulur, kişiye özel sebepler belirlenir, nerelerden kaynaklandığı netleştirilir, kişiye özel bir tedavi planı hazırlanır ve uygulanır.